Giriş: Şehirde Bayram Havası Sabah kasanın başına geçmeden önce İşyerime giden yolun sokaklarında kısa bir yürüyüş yaptım. Her yerde o tanıdık neşe, her yüzde o tarifsiz masumluk... Atatürk’ün bu günü çocuklara armağan etmesinin ne kadar vizyoner bir hareket olduğunu, her yıl bu bayrakların altında bir kez daha anlıyorum. Bugün sadece bir tatil değil, bugün bir "söz" verme günü.
Ayakkabıların Tozu, Kalbin Huzuru Geçtiğimiz hafta boyunca kasanın arkasında, mağazanın koridorlarında ve işyerimin sokaklarında tam 186 bin adım biriktirdim. O adımlar sadece bir yorgunluk emaresi değildi; her biri UCİM’deki bir çocuğun güvenliğine, TEGV’deki bir fidanın eğitimine ve İnci’nin tekerlekli sandalye hayaline giden sessiz birer sözdü. Bugün o ayakkabılarımı tertemiz yapıp bir kenara koyarken şunu hissettim: İnsanın en büyük lüksü, yorgunluğunu bir başkasının mutluluğuna katık edebilmesiymiş.
Emanet ve Sorumluluk Bayram kutlamak sadece bayrak sallamak değildir; o çocukların huzurla büyüyeceği bir dünyayı inşa etmektir. Benim bu masadaki kavgam da tam olarak bu yüzden. Masamdaki KPSS notları, beyaz bardağımdaki soğuyan çayım ve Ahmet Ümit’in o insanı anlatan satırları... Hepsi daha güçlü, daha vefalı ve çocuklara daha güzel bir gelecek sunabilecek bir "ben" için.
Sonuç: Geleceğin Büyüklerine Not Şu an gece sessizliği çöktü, bayramın coşkusu yerini huzurlu bir dinginliğe bıraktı. Bugün çocuklarımızla güldük, onlarla umutlandık. Yarın yine Şişli’nin o hızlı temposuna döneceğiz, yine barkod sesleri ve mesai telaşı başlayacak. Ama içimdeki o çocuk neşesi ve "Sade Adımlar"ın vefası baki kalacak.
Emanetin emin ellerde çocuk. Biz senin için çalışmaya, senin için yürümeye devam ediyoruz.
Bayramımız kutlu olsun!
👣 SliveComments
0 Yorumlar