Son birkaç gündür ülkece ve toplumca çok yoğun, her saniyesi yüksek perdeden tartışmalarla geçen bir gündemin içindeyiz. Sosyal medya akışları öfke dolu, haberler gergin, sokaklar hareketli. Böyle dönemlerde hepimizin düştüğü ortak bir tuzak var: Dışarıdaki fırtınaya o kadar çok odaklanıyoruz ki, kendi içimizdeki ve evimizdeki düzenin dağılmasına göz yumuyoruz.
Oysa hayatın kontrol edemediğimiz o büyük karmaşasına karşı durabilmenin tek yolu, kontrol edebildiğimiz o küçük alanlara sıkı sıkıya sarılmaktır. Dışarıda ne olursa olsun; senin çalışma masan düzenli mi? Bilgisayarının masaüstü, zihnini yormayacak kadar sade mi? Bugün hedeflerin için o masanın başına geçip sessizce çalışabildin mi?
Gerçek zihinsel hafiflik, her şeye yetişmeye çalışmakla değil, hayatındaki fazlalıkları ve gürültüleri ayıklamakla başlar. Dijital notlarını düzenlemek, gereksiz dosyaları silmek, günün sonunda sadece kendi planına odaklanabilmek aslında pasif bir eylem değildir; aksine, kaosa karşı verilmiş en rasyonel disiplin mücadelesidir.
Bu salı akşamı, ekranları biraz kapatıp kendi alanımıza dönelim. Dışarıdaki fırtına varsın kendi kendine dönsün; biz kendi kalemizi, kendi sade düzenimizi koruyalım. Çünkü dünya ancak kendi hayatında düzeni ve disiplini sağlayabilmiş insanların omuzlarında daha yaşanabilir bir yer olacak.
Yolunuz sade, odağınız net olsun
0 Yorumlar